Sözcüklere ihtiyaç duymadan, görüntü ve sesin gerçeği taşıdığı filmler vardır. Bu belgesel işte tam da bu kategoriye giriyor. Görsel işitsel bir tokat.
Rejisör Godfrey Reggio, kamerayı bir mikroskop gibi kentin damarlarına, makinelerin ritmine, insanın yarattığı düzenin absürtlüğüne çeviriyor. Film bize hikâye sunmuyor, teşhis koyuyor.
Hopi dilinden ödünç aldığı Koyaanisqatsi kelimesi dengesiz yaşam demek. Bu kelime filmde, sinemanın görsel hafızasıyla resmen ete kemiğe bürünüyor. Verilen mesaj gayet açık. Doğa ve insan arasındaki uyum bozuldu.
Koca uygarlık dediğimiz şeyin özeti, metro durağında sabah trafiği beklemek gibi: gürültülü,kalabalık ve hiçbir yere varmıyor. Şehirleşme, trafik, fabrikalar, kitle kültürü…
Hepsinin bizi yavaş yavaş bir makinenin dişlisine dönüştürdüğünün farkında değiliz. Reggio tek bir cümle kurmuyor, ama zaten ne desin? “Bakın, siz biraz fazla hızlandınız, tüketim manyağı oldunuz, makinelerin kölesi oldunuz” mu desin? Söylese gülecektik. O yüzden kamerayı kurmuş, buyurun kendi halinizi izleyin demiş.
Philip Glass’ın müzikleri de cabası. Dakikalarca aynı notayı duyunca önce huşu geliyor, sonra içimizden bir ses tamam kardeşim, anladık diyor. Ama tam o anda görüntüler öyle hızlanıyor ki,beynimiz banttan çıkmış ürün gibi ileri geri sallanıyor.
Müzik ve görüntü birleşiyor, ortaya hem bir meditasyon hem de panik atak provası çıkıyor. Film o kadar doğru bir ayna ki rahatsızlık veriyor. İnsanın teknolojiyle gelişme çabasının, kaçınılmaz biçimde kendi felaketine dönüşeceğini gösteren güçlü bir alegori görüyoruz.
Belgeselin hatırlattığı bir gerçek var. Biz teknolojiye hükmedecektik, o bize değil. Şimdi filmi izleyip, vay be, ne vizyoner belgesel, diye kasılan çok olur. Ama dürüst olalım. Film sadece 1980’lerin değil, WhatsApp bildirimlerimizin, sosyal medya kaydırmalarımızın, ekran bağımlılığımızın fragmanı. Bu yüzden Koyaanisqatsi, uygarlığın kendini ifşa kaseti ve çağın röntgenidir.
Bitince insanda bıraktığı sorulardan biri de şu: Ben bu dünyanın parçası mıyım, yoksa bu dünya beni yuttu mu? Reggio’nun başarısı burada. Konuşturmadan sorgulatmak. Sinemanın ne yapabileceğini görmek istersen, göz atmayı unutma.
YORUMLAR