Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Siyaset mi, İtham Sofrası mı?

Siyaset; bir ülkenin geleceğini kurma, sorunlara çözüm üretme ve her şeyden önce bir üslup işidir. Fakat bugün Ankara kulislerinden sızan ve kamuoyuna yansıyan iddialar, bizi siyasetin değil, tahammülsüzlüğün, nezaketsizliğin ve güç zehirlenmesinin karanlık bir tablosuyla karşı karşıya bırakıyor.

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası, basit bir parti değişimi değildir. Bu istifa; seçilmiş bir iradeyi baskı altına almaya çalıştığı öne sürülen, ailevi değerlere kadar uzandığı iddia edilen ve siyaseti bir tehdit diline hapseden bir anlayışa karşı açık bir itirazdır.

Hizmet mi Suç, İddialar mı Meşru?
İddialara göre “problem” olarak görülen şey, Mesut Özarslan’ın Keçiören’in kangren haline gelmiş sorunlarını çözmek ve kentsel dönüşüm bekleyen binlerce insanın sesini duyurmak için ilgili bakanlıkla temas kurmasıdır. Bir belediye başkanının, ilçesine hizmet getirmek için devletin kurumlarıyla görüşmesi ne zamandan beri “sadakat testi”ne tabi tutulur oldu? Ne zamandan beri hizmet üretmek, siyasi sicil sorgusuna dönüştü?

Asıl sarsıcı olan ise kamuoyuna yansıyan ve bir siyasi parti genel başkanına atfedilen mesaj içerikleridir. Eğer bu anlatılanlar doğruysa —ki altını özellikle çiziyorum, burada söz konusu olan şey iddiadır— ortada bir “iletişim kazası” değil, doğrudan bir siyaset dili çöküşü vardır. Kamuoyuna yansıyan ifadeler, sadece muhatabını değil, temsil edildiği iddia edilen siyasi kültürü de tartışmalı hale getirmektedir.

Vizyonun Bittiği Yer: Üslup Krizi
Şunu artık açıkça söylemek gerekiyor: Üslubun bittiği yerde vizyon da biter. Hakaret iddialarının dolaştığı bir zeminde ne demokrasi inşa edilir, ne ortak akıl üretilir, ne de topluma umut verilir. Kendi belediye başkanını ağır baskı ve ithamlarla hizaya sokmaya çalıştığı öne sürülen bir anlayışın, ülkeye söyleyebileceği söz de, gösterebileceği yön de kalmaz.

Bir liderin dili, temsil ettiği yapının karakterini ele verir. Eğer bugün o dil bu iddialarla anılıyorsa, sorun artık kişisel bir tartışma değil, doğrudan bir yönetim ve siyaset ahlakı meselesidir. Bu tablo, siyasetin nasıl daraltıldığını, nasıl bir korku ve itaate zorlanma iklimine sürüklendiğini de açıkça göstermektedir.

Mesut Özarslan’ın bu atmosferde attığı adım, yalnızca kişisel bir tercih olarak okunamaz. Bu, aynı zamanda seçmenin iradesini ve temsil makamının onurunu koruma refleksidir. Siyaset; parmak sallayarak, tehdit diliyle, kişisel ve ailevi değerlere dokunarak yapılan bir güç gösterisi değildir. Seviye düştükçe, o seviyede kalmaya çalışanlar da siyaset üretme iddiasını kaybeder.

Kısacası….

Keçiören halkı, kendilerine hizmet etmek için mücadele eden bir belediye başkanının, kamuoyuna yansıyan bu ağır iddialar gölgesinde köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığını not edecektir. Bu yaşananlar, basit bir ayrılık değil; siyasetteki üslup çöküşüne karşı verilmiş açık bir itirazdır.

Çünkü siyasette asıl mesele koltuğu korumak değil, onuru koruyabilmektir. Ve bazen en güçlü duruş, eğilmeyi reddetmektir

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç