Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Bir Asırlık Mirasın Üslup ve Vizyon Sınavı

Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşan geçmişiyle Türkiye siyasetinde sıradan bir parti değildir. Bu tarih, sadece seçim başarıları ya da yenilgilerden ibaret değil; aynı zamanda bir “devlet ciddiyeti” ve kurumsal siyaset geleneği iddiasını da içinde taşır. Ne var ki son dönemde kamuoyuna yansıyan tartışmalar, bu iddianın ciddi bir aşınma yaşadığını düşündürüyor.

Siyasette Dil Sorunu

Parti yönetimi etrafında dönen son polemikler ve bazı yazışma iddiaları, meseleyi basit bir iç çekişmenin ötesine taşıdı. Burada tartışılan şey, yalnızca “kimin haklı olduğu” değil; siyasetin hangi üslupla yapılacağıdır. Bir siyasi liderin, partisinin seçilmiş isimleriyle ilişkisinde tercih ettiği dil, ister istemez kendi yönetim anlayışının da aynasıdır. Kurumsal disiplinin, ikna ve siyasal olgunluk yerine sertlik ve gerilim üzerinden kurulmaya çalışılması, güçlü liderlik değil; aksine yönetim tarzı açısından ciddi bir soru işaretidir.

Siyaset elbette serttir. Ancak sertlik ile ölçüsüzlük arasındaki çizgi aşıldığında, bedelini yalnızca kişiler değil, temsil edilen makamların itibarı da öder. Bugün kamuoyunda konuşulan tartışmalar, tam olarak bu itibar meselesini gündeme getiriyor.

Hukukla İmtihan

Yargı süreçlerine dair kullanılan dil de benzer bir soruna işaret ediyor. Hukuk devleti ilkesini savunmak başka şeydir, her olumsuz sonucu peşinen “siyasi” bir kategoriye yerleştirerek yargıyı toptan tartışmalı hale getirmek başka şey. Bu yaklaşım, kısa vadede siyasi tabanı konsolide edebilir; ancak uzun vadede, herkes için gerekli olan hukuk zeminini zayıflatır.

Muhalefetin görevi elbette eleştirmektir. Fakat eleştiri ile, hukuki mekanizmaların meşruiyetini sürekli tartışmalı hale getiren bir dil arasında ciddi bir fark vardır. Bugün kullanılan bazı ifadeler, bu farkın giderek bulanıklaştığını düşündürüyor.

Dış Politikada Ciddiyet Meselesi

Türkiye, bulunduğu coğrafya itibarıyla güvenlik, diplomasi ve savunma başlıklarını sloganlarla geçiştirebilecek bir ülke değil. Bu alanlar, teknik bilgi, kurumsal hafıza ve devlet aklı gerektirir. Ana muhalefetin bu konularda kullandığı söylem, yalnızca iç siyasete dönük bir tartışma üretmekle kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin dışarıya nasıl göründüğü meselesini de doğrudan etkiliyor.

Bugün kamuoyunda oluşan algı, muhalefetin dış politika başlıklarında derinlikli bir çerçeve sunmakta zorlandığı yönünde. Bu algı doğru olsun ya da olmasın, siyasetin sorumluluğu şudur: Devletin en hayati alanlarında kullanılan dil, polemik üretmekten çok güven vermelidir.

CHP’nin Aynaya Bakma Zamanı

Gelinen noktada CHP, ekonomi, dış politika ya da yönetim vizyonu üzerinden değil; daha çok tartışmalar, polemikler ve üslup krizleri üzerinden konuşuluyor. Yüz yıllık bir siyasi geleneğin bu başlıklarla gündeme gelmesi, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.

Siyasette hareketlilik önemlidir. Ancak bu hareketlilik, kalıcı bir vizyon üretmek yerine sürekli gerilim üretiyorsa, ortada bir “dinamizm” değil, bir yön kaybı var demektir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; daha yüksek sesle konuşan değil, daha sağlam cümleler kuran, kurumsal ciddiyeti ve hukuk zeminini güçlendiren bir siyaset anlayışıdır.

Aksi halde, köklü bir siyasi mirasın, kendi iç tartışmalarının gürültüsü içinde asıl iddiasını kaybetmesi kaçınılmaz olur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç