O gece yalnızca bir kasaba hedef alınmamış; insanlık, vicdan ve hukuk da kurşuna dizilmiştir.
Resmî kayıtlara göre 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’i yaşlı olmak üzere 613 masum sivil hunharca katledilmiş, 487 kişi ağır yaralanmış, 1275 kişi esir alınmıştır. Esir alınanların birçoğu ağır işkencelere maruz kalmış, bazılarının akıbeti ise hâlâ bilinmemektedir. Bu tablo, modern çağın ortasında yaşanmış bir insanlık dramıdır.
Hocalı, yalnızca Azerbaycan’ın değil, bütün Türk dünyasının kalbinde kanayan bir yaradır.
Sessiz Kalan Dünya, Unutmayan Bir Millet
Uluslararası kamuoyunun uzun yıllar boyunca bu trajedi karşısında sergilediği sessizlik, acıyı daha da derinleştirmiştir. İnsan haklarını savunduğunu iddia eden çevrelerin bu vahşet karşısındaki çifte standartlı tutumu tarihe not düşülmüştür.
Ancak bilinmelidir ki; milletlerin hafızası vardır.
Ve Türk milleti, tarihine kazınmış hiçbir acıyı unutmaz.
Bizler Hocalı’yı yalnızca bir siyasi mesele olarak değil, insanlık meselesi olarak görüyoruz. Çünkü katledilenler bir savaşın tarafı değil; savunmasız sivillerdi. Bu nedenle Hocalı, insanlık tarihinin kara lekelerinden biri olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
Karabağ Mücadelesi ve Tarihi Diriliş
Azerbaycan, 30 yıl boyunca sabırla, diplomasiyle ve uluslararası hukuk zemininde haklı davasını savunmuştur. Nihayet 2020 yılında kazanılan zaferle birlikte Karabağ işgalden kurtarılmış, tarihi bir adalet tecelli etmiştir. Bu zafer yalnızca askeri bir başarı değil; bir milletin iradesinin, sabrının ve inancının zaferidir.
Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte kardeş Azerbaycan’ın yanında durmuş; “İki devlet, tek millet” anlayışı sözde değil, özde bir dayanışma olarak tüm dünyaya gösterilmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, uluslararası platformlarda Azerbaycan’ın haklı davasını güçlü biçimde savunmuş; Karabağ meselesinin bir işgal sorunu olduğu her zeminde açıkça ifade edilmiştir. Birleşmiş Milletler kürsüsünden bölgesel zirvelere kadar verilen net mesaj şudur: Azerbaycan yalnız değildir.
Bu duruş, diplomatik bir nezaket değil; tarihi bir kardeşlik iradesidir. Türkiye, gerektiğinde siyasi, diplomatik ve stratejik gücüyle Azerbaycan’ın yanında olduğunu fiilen ortaya koymuştur. Bu birliktelik, bölgesel dengeleri değiştiren bir güç haline gelmiştir.
Türk Dünyasının Yükselen Birliği
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Türk dünyası siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda daha güçlü bir entegrasyon sürecine girmiştir. Ortak alfabe çalışmaları, enerji projeleri, savunma iş birlikleri ve ulaştırma koridorları; ortak geleceğin inşa edildiğinin somut göstergeleridir.
Hocalı’da yaşananlar bizlere bir gerçeği öğretmiştir:
Birlik sadece kültürel bir ideal değil, aynı zamanda güvenliğin ve varlığın teminatıdır.
Türk dünyasının dayanışması bir tehdit değil; adalet arayan mazlum milletler için bir umut kaynağıdır. Bizim medeniyet anlayışımız zulüm üzerine değil, adalet üzerine kuruludur.
Ortak Hafıza, Ortak Sorumluluk
TASEK ailesi olarak Hocalı Katliamı’nı yalnızca anmakla yetinmiyor; bu insanlık suçunun uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanınması ve hakikatlerin dünya kamuoyuna doğru biçimde anlatılması gerektiğine inanıyoruz. Tarihi gerçeklerin inkâr edilmesine veya çarpıtılmasına asla müsaade edilmemelidir.
Bugün bizlere düşen görev; geçmişi diri tutmak, geleceği ise birlik ruhuyla inşa etmektir. Çünkü unutulan acılar tekrarlanır; hatırlanan acılar ise milletleri güçlendirir.
Bu vesileyle Hocalı Katliamı’nın yıldönümünde hunharca katledilen tüm soydaşlarımızı rahmetle anıyor; Azerbaycan’ın haklı davasında dün olduğu gibi bugün de yarın da yanında olduğumuzu bir kez daha güçlü şekilde ifade ediyoruz.
Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uluslararası camiaya verdiği kararlı mesajlarla kardeş Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edecektir. Bu duruş geçici değil; kader birliğimizin doğal sonucudur.
Biz aynı tarihin evlatları, aynı acının tanıkları, aynı geleceğin mimarlarıyız.
Azerbaycan’ın sevinci sevincimizdir, kederi kederimizdir.
Hocalı’yı unutmadık.
Unutturmayacağız.
Koray Bozat
TASEK Başkanı