Bazı kimseler insanoğlunun yaratılışı gereği karşılıksız herhangi iyilik yapmamak üzere programlandığını ifade etse de asıl gerçek böyle değildir. İyilikler için bir sebep aramaya gerek yok asılında, çünkü insan birine iyilik yaptığında bir iç huzur yaşar. Kendisini mutlu hisseder. Birçok kimse şunu bilir ki karşılık beklemeden yaptığı bir iyilik günün birinde hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıverir. Bu minvalde Hz. Ali de şöyle bir ifade de bulunur: “Yaptığın sana geri dönecek, o yüzden sadece iyilik yap.”
Howard Kelly ismini birçoğumuz duymuşuzdur. Belki bu ismi ilk defa duyanlardan vardır. Bu satırları okurken evet bu ismi hatırlıyorum diyenler çıkabileceği gibi, bu isim ben de bir çağrışım yapmadı diyenler de olabilir. Howard Kelly, ABD’deki ilk tıbbi araştırma üniversitesi olan Johns Hopkins’in dört kurucu doktorundan birisi. Onun başından geçen bir hikâye var. “Bir bardak süt hikayesi.” İlk dinlediğimde ve okuduğumda bile beni derinden etkileyen ve ilham veren bu hikâyeye Sağlık Hikayelerinin yer aldığı “Sağlık Olsun” isimli kitapta bir kez daha rastladım. Küçük ama anlamlı bir iyiliğin yıllar sonra nasıl karşılık bulduğunu anlatan bu hikâyeyi önce şöyle bir hatırlayalım. Sonra da ne ders veriyor, bu hikâyeden bize düşen pay nedir onu anlamaya çalışalım.
Howard okul masraflarını çıkarmak için kapı kapı dolaşıp birşeyler satan zavallı fakir bir çocuktu. Bir gün, kapı kapı dolaşmasına rağmen, bir şey satmayı başaramamış, ancak karnı da çok acıkmıştı. Cebinde sadece on sent vardı bununla da bir şey alınabilecek gibi değildi. Açlıktan epeyce de yorgun düşmüştü, yakındaki bir evden yiyecek istemeye karar verir. Ancak bugüne kadar yiyecek istemek için hiç kapı çalmamıştı. Biraz tedirgindi. Evin kapısını vurduğunda genç ve güzel bir bayan kapıyı açtı. Çocuk heyecanlandı ve utandı. Aç olduğunu ve yiyecek istemek için kapıyı vurduğunu söyleyemedi. “Susadım, su verebilir misiniz?” dedi.
Genç kadın çocuğun aç olduğunu anlamıştı. Su yerine ona büyük bir bardakta süt getirdi. Çocuk sütü kana kana ve yavaşça içti. Süt bitince “Borcum ne kadar?” diye sordu.
“Borcun yok!” dedi genç kadın ve “Annem bize bir iyilik yapıldığında, onun karşılığında asla bir ödeme almamayı öğretti” diye devam etti.
Çocuk:
“Bütün kalbimle çok teşekkür ederim” dedi ve oradan ayrıldı.
Yıllar yılları kovaladı. Howard önce ilköğretim okulunu ardından liseyi, sonra üniversiteyi bitirdi. Yıllar geçip gitmeye devam etti. Bir gün, ABD’deki ilk tıbbi araştırma üniversitesi ve tartışmasız en iyi hastanelerden birisi olan ünlü Johns Hopkins, Üniversitesi Tıp Fakültesinin Dr. Howard Kelly’nin kurucu başkanı olduğu Jinekolojik Onkoloji bölümüne, ağır bir hasta getirilir. Yerel hastanelerdeki doktorlar, hastalığını değil tedavi etmek teşhisi bile koyamamışlardı.
Dr. Howard Kelly, hastanın naklinin yapıldığı bölgeyi öğrenince, çocukluk yıllarına yaşadığı belde hafızasında canlandı. Muayene için odaya girdiğinde ise, hastayı hemen tanıdı. Bu kadın, uzun seneler önce kendisine su yerine süt veren genç kızdan başkası değildi. Kendisini yıllar önce yapılmış bu iyiliği hatırlayan Dr. Howard Kelly, hasta için elinden gelen her şeyi yaptı. Sonunda, Allah şifa verdi ve kadın ağır hastalığından kurtuldu.
Kadının taburcu olacağı gün, kadının ameliyat dahil bütün muayene masraflarının kayıtlı olduğu fatura, imzalanması için Dr. Howard Kelly’e iletildi. Faturaya bakan doktor, üzerine bir şeyler yazdı ve kadının odasına gönderdi. Kadın korkarak faturayı açtı. Bu tür tedavilerin çok pahalıya patladığını biliyordu. Yüksek bir miktar ile karşılaşacağını düşünüyordu.
Nitekim, faturada on binlerce dolarlık bir rakam, kenarında ise Dr. Kelly imzalı bir not vardı:
“Bir bardak süt ile ödenmiştir.”
Bu hikâyede vurgulanan mesaj Dr. Howard Kelly’nin iyi bir doktor veya tıbbi bir öncü olarak başarılı birisi olduğu değil, daha önce karşılaştığı bir iyiliğe karşı gösterdiği davranışıdır.
İngilizlerin “one good turn deserves another” dedikleri “yapılan iyilik karşılıksız kalmaz” ifadesi dünya tarihi boyunca zuhur etmiş bir vakıadır. Antik dönemlerde de geçerli olan bu anlayış bütün dinler de ve öğretilerde de yer bulmuştur. İnsanlığın temel bir felsefesi olan yapılan iyiliğin bir gün karşılığının geleceğini en güzel şekilde anlatan bu hikâye ibretlik bir hikayedir. Bütün herkesin kendisine ders çıkartması gereken bu hikâye anlamlı olduğu kadar insana huzur veren bir olaydır.
Yazımı bilgi felsefesi, metafizik, siyaset ve ruhun ölümsüzlüğü konularındaki yorumlarıyla skolastik düşünceye önemli katkılar sağlamış bir rahip olan Aquinolu Thomas’ın bir sözü ile tamamlıyorum.
“Ceza kötü bir davranış için neyse, ödül de iyi bir davranış için odur. Artık hiçbir kötülük adil yargıç olan Tanrı tarafından cezasız bırakılmaz. Bu nedenle hiçbir iyilik de karşılıksız kalmaz (mutlaka ödüllendirilir) ve bu nedenle her iyi iş iyi bir karşılığı hak eder.”
Aradan yıllar geçse de insan, kalbinde kendisine yapılan iyiliği taşır ve onu unutmaz. Unutturulmak istense de insan onu asla unutmaz.
YORUMLAR