Yaşamak… Kulağa basit bir fiil gibi gelir. Nefes alıyorsan, hayattasındır. Kalbin atıyorsa, yaşıyorsundur. Öyle değil mi?
Peki öyleyse, neden bazen içimiz boşlukta bir çığlık gibi çınlıyor?
Neden bazı günler, sabah uyanıyor ama uyanmıyoruz?
Neden birçoğumuz, kendi hayatının kenarında seyirci gibi duruyor?
Çünkü nefes almak, yaşamak değildir.
Yaşamak, bilerek nefes almayı seçmektir.
Bugün çoğu insan, hayatında otomatik pilottadır.
Sabah kalkar, işe gider, ilişkileri sürdürür, alışkanlıkları tekrarlar.
Dün nasılsa bugün de öyledir. Yarın da öyle olması beklenir.
Ve insan bunun adına “yaşıyorum” der.
Oysa yaşamak fark etmektir.
• Bir yudum suyun boğazdan nasıl aktığını fark etmek…
• Sevdiğin birinin sesinin kalbinde bıraktığı titreşimi duymak…
• Yürürken ayaklarının yere nasıl bastığını hissetmek…
• Hüzün geldiğinde kaçmadan, onunla oturup konuşabilmek…
Hayat; kaçırdığın anlardan değil, dokunduğun anlardan meydana gelir.

YORUMLAR