Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Afra ŞENOL
Afra ŞENOL

Nanook of the North

Sinema tarihinde ilk uzun metraj belgesel olarak kabul edilen Nanook of the North (1922), Robert J. Flaherty’nin Kuzey Kutbu’nda yaşayan Eskimo ailesinin gündelik yaşamını kayda aldığı film. Ama bu film sadece bir belgesel değil, aynı zamanda belgeselin doğası üzerine tartışma. Kimi ona ilk belgesel dedi, kimi ilk sinematografik manipülasyon.

Haklıydılar da. Çünkü bu film, belgeselin kaderini daha en baştan ikiye ayırdı: Gerçeği göstermek ile gerçeği yeniden kurmak. Flaherty’nin kamerası, buzlarla kaplı hayatı gözlemci bir tavırla ilk kez gösteriyor.

Nanook’un doğayla mücadelesini göstermek için özellikle geniş kadrajlara yaslanıyor. Dramatik etkiyi bu ölçek üzerinden yarattığını görüyoruz. Dönemin seyircisi için bu, bambaşka bir dünyaya açılan bir pencereydi. Ama işin ironisi şu: Flaherty, tüfek varken Nanook’a mızrak kullandırdı, bazı sahneleri defalarca yeniden çektirdi.

Gerçek hayatı değil, Batılı seyircinin görmek istediği egzotik yaşamı filme aldı. Yani bu film hem belgeselin doğum belgesi hem de ilk günahı oldu. Bunu anlamak için iç yüzüne dikkat etmek lazım. Çünkü görüyoruz ki belgesel her zaman objektif gerçek değildir. Kamera bazen bir seçim yapar.

Flaherty, Nanook’u bir kahraman gibi çerçeveledi. Kadrajlarda onun azmini, dayanıklılığını, doğayla uyumunu vurguladı. Bu sinematografik seçimler, karakteri soylu vahşi figürüne dönüştürdü. Buradan anlıyoruz ki, kamera yalnızca dünyayı göstermekle kalmaz, aynı zamanda bir ideoloji taşır.

Bu film belgeselin sinematik dilini kurdu. Gündelik yaşamın ritmini sahnelemek, karakteri odak yapmak, görüntüyle hayatın zorluğunu hissettirmek. Ama aynı zamanda şu etik soruları da doğurdu: Bir kültürü nasıl temsil ediyoruz? Gerçeği mi gösteriyoruz, yoksa gerçeğe kendi hayalimizi mi giydiriyoruz?

Sinemanın gerçekle kurmaca arasında nasıl salındığının ilk canlı örneği. İzlerken zihnimde beliren düşüncelerden biri de şuydu: Ben neye inanıyorum? Nanook’un hayatına mı, Flaherty’nin bakışına mı…? Belgeselin babasıdır. İzlediysen, yorumlarda buluşalım.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç