Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Göktürk KADIOĞLU
Göktürk KADIOĞLU

Samimiyetin Dijital Kuşatmayı Yarışı: Bir “Maya” Meselesi

Günler var ki kulağımızda o eski, tanıdık melodi yankılanıyor: “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah”. Yıllar evvel gönüllere yerleşen bu ilahi, Samsunlu Celal Karatüre ve arkadaşlarının sokak sokak, kapı kapı dolaşarak icra ettikleri o yalın yorumla yeniden hayat buldu. İlk bakışta sosyal medyanın gelip geçici, iştahla tüketilen ve çabuk unutulan akımlarından biri gibi duruyordu. Ancak beklenen olmadı; bu ses dalgası ekranları aştı, sınıflara girdi, caddelere taştı ve nihayetinde politik retoriğin içine kadar sızdı.

Bugün şahitlik ettiğimiz şey, basit bir popüler kültür vakası değil, derin bir kültürel kırılmadır.

Küresel Kuşatmaya Karşı Yerli Cevap

Milyarlarca liralık devasa sanat yatırımlarının, Batı merkezli fonların ve tek tipleştirici yaşam tarzı dayatmalarının genç kuşağı dört koldan kuşattığı bir çağda yaşıyoruz. Böylesi bir atmosferde, sadece bir mikrofon ve bir ilahiyle ortaya çıkan bir adamın gördüğü bu devasa teveccüh, “anlık bir ilgi” olarak geçiştirilemez. Sanal etkileşimler elbet bir gün durulacaktır; ancak bu hareketin bıraktığı tortu, kalıcı bir etkinin habercisidir.

Bu tablo bizlere tek bir gerçeği fısıldıyor: Kültürel kodlarımız henüz çözülmedi. Bu yoğun ilgi, hitap edilen kitlenin özündeki bozulmamışlıkla, yani o kadim “maya” ile doğrudan ilintilidir. Modalar eskir, müzik listeleri her hafta yenilenir, algoritmalar zihinleri yönlendirmeye çalışır; fakat özde var olan, vakti geldiğinde en beklenmedik formda kendini yeniden üretir.

Sahicilik, Gösterişi Mağlup Etti

Ramazan ayının manevi iklimiyle de harmanlanan bu yönelim, modern insanın aslında neye aç olduğunu kanıtladı. İnsanlar artık pahalı prodüksiyonları değil, sahici olanı arıyor. Şatafatlı gösterişlerden ziyade, doğrudan kalbe dokunanın peşinden gidiyor. Anlaşıldı ki; basit, samimi ve doğrudan ruha hitap eden bir yol bulmak, teknolojinin en ileri aşamasında dahi mümkünmüş.

Bu ilahi dalgası sadece yerleşik kültür sermayesini sarsmakla kalmadı, dijital dünyanın “fenomenlerini” bile kendi safına çekerek onları dönüştürdü. Kendi sözlerini onlara söylettirdi, onları peşinden sürükledi.

Aşağıdan Yukarıya Bir Dalga: Hegemonya Savunmada

Her zaman olduğu gibi, bu samimi yükselişi tahkir edenler, küçümseyenler ve elitist bir dille “nefret” kusanlar sahneye çıktı. Kendi kültürel iflaslarını kabullenmektense saldırganlaşmayı seçenlerin ıskaladığı bir gerçek var: Memleketin kültürel eğilimlerini belirleyenler, bu kez sert bir zemin hareketiyle karşı karşıya.

Bu baskı yukarıdan aşağıya bir dayatma değil, aşağıdan yukarıya doğru bir şahlanıştır. Bir ilahiyle başlayan bu uyanış; sadece siyaseti değil, devletin tüm kademelerini ve hatta muhalefeti de hizaya getirecek bir güce sahiptir.

Bugün birileri panik içindeyse, bunun sebebi karşılarında parayla satın alınamayacak bir samimiyetin olmasıdır. Batı’dan yayılan küresel yozlaşmaya karşı, Allah’ın ipine sarılarak direnen bir toplumun refleksidir bu.

Görünen o ki; yıllardır hüküm süren o “kültürel hegemonya”, tarihinde ilk kez bu kadar net bir şekilde savunma pozisyonuna geçmiştir. Evet, hep birlikte “ilahi” bir kırılmaya tanıklık ediyoruz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç