Bu milletin en güçlü yanı vicdanıdır. Bir deprem olur, maaşını bağışlar. Bir çocuk hastalanır, kumbarasını kırar. Bir sokak hayvanı aç kalır, kendi sofrasından eksiltip mama alır. Türkiye’nin insanı paylaşmayı bilir.
İşte tam da bu yüzden yardım kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, toplumun en büyük emanetini taşır: Güveni…
Ancak son dönemde çeşitli yardım kuruluşları ve STK’larla ilgili ortaya atılan iddialar, kamuoyunda büyük bir güvensizlik oluşturmuştur. İddialar henüz yargı süreçleriyle kesinleşmemiş olsa da, tartışmaların büyüklüğü bile başlı başına ciddi bir alarmdır.
Bir STK’nın en büyük sermayesi para değildir; itibarıdır. Bir kez güven kaybedildiğinde, sadece o kurum değil, gerçekten dürüst çalışan yüzlerce yardım kuruluşu da zarar görür. Çünkü insanlar bir daha bağış yaparken iki kez düşünmeye başlar.
Bugün “yardım” adı altında milyarlarca lira toplayan her kurumun, siyasi görüşü ne olursa olsun, kuruşuna kadar hesap verebilmesi gerekir. İster muhafazakâr olsun, ister Kemalist, ister milliyetçi, ister sol görüşlü… Hiçbir STK denetimin üzerinde değildir. Hiç kimse “iyi niyet” zırhının arkasına saklanamaz.
Sokak hayvanları adına bağış toplayan kuruluşlar da aynı sorumluluğu taşımaktadır. Milyonlarca lira yardım toplanıyorsa, bunun nereye harcandığı şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Kaç hayvan tedavi edildi? Kaç barınak yapıldı? Kaç lira maaş, kaç lira idari gider olarak kullanıldı? Bunlar vatandaşın en doğal hakkıdır.
Bağış yapan vatandaş, cebinden çıkan paranın lüks makam odalarına, gösterişli araçlara veya kişisel servetlere dönüşmesini değil; ihtiyaç sahibine ulaşmasını ister. Eğer bir kuruş bile amacı dışında kullanılıyorsa, bu sadece hukuka değil, milletin vicdanına da ihanettir.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla bağış kampanyası değil; daha fazla şeffaflıktır.
Her STK’nın bağımsız denetime açık olması, yıllık mali tablolarını kamuoyuna açıklaması ve bağışların nasıl harcandığını kalem kalem yayımlaması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü yardım parası kutsaldır.
O para; emeklinin ilacından, işçinin alın terinden, öğrencinin harçlığından, annenin mutfak masrafından kesilerek verilir.
Bu emanete uzanan her kirli el, yalnızca bir kasaya değil, milyonlarca insanın vicdanına uzanmış olur.
Unutulmamalıdır ki güven yıllarca inşa edilir, bir skandal iddiasıyla bile saniyeler içinde yıkılabilir. Bu nedenle tüm yardım kuruluşları, siyasi kimliği ne olursa olsun, en yüksek şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarına uymalıdır. Vicdan üzerinden faaliyet yürüten kurumların, önce kendi vicdanlarını ve kamuoyuna karşı sorumluluklarını ispat etmeleri gerekir.

YORUMLAR