Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Afra ŞENOL
Afra ŞENOL

NAQOYQATSI – Baş Ucundaki Dijital Kıyamet

Bazen her şeyi çözdüğünüzü, meseleye hakim olduğunuzu zannedersiniz. Sonra birisi çıkar ve aslında sadece yüzeyde patinaj yaptığınızı yüzünüze çarpar. Godfrey Reggio’nun Naqoyqatsi’si benim için böyle bir deneyimdi. İzlemek az kalır, resmen içine savruldum. 

Hani sabah gözünü açar açmaz elin telefona gidiyor, o bitmek bilmeyen scroll seansının dehlizlerine dalıyorsun ya, piksellerin arasından aslında bir savaşın geçtiğini fark ediyor musun? Bu belgeselin adı Hopi dilinde, ‘savaş olarak yaşam’ demek.

Ama öyle tanklı tüfekli bir cephe beklemeyin. Reggio’nun derdi çok daha sinsi, çok daha derin bir şeyle: Gerçekliğin teknoloji tarafından nasıl çiğnenip yutulduğuyla. Serinin ilk filmi Koyaanisqatsi’de doğanın dengesi bozuluyor diye dertlenmiştik, kabul. 

Ama Naqoyqatsi’de artık dertlenecek bir doğa bile kalmadığını görüyoruz. Her şey dijitalleşmiş, her şey yapay, her şey manipülasyonun bir parçası haline gelmiş. Görüntüler o kadar hırpalanmış ve işlemden geçmiş ki, insan suratları bile birer grafik verisine dönüşmüş sanki. 

Reggio burada, el birliğiyle dünyayı nasıl devasa bir veri yığınına çevirdiğimizi gösteriyor. Sinematografik açıdan bu film bir ‘çirkinlik estetiği’ başyapıtı. Her şey sahte, her şey render… Ama korkutucu derecede tanıdık.

Şunu idrak ediyorsunuz: Artık biz teknolojiyi kullanmıyoruz, teknoloji bizi yaşıyor. Doğayı kaybettik, kültürü tükettik, şimdi elimizde sadece sentetik bir tortu var. Filmin asıl sorusu çok daha sert. Her şey bu kadar hızlanmışken ve biz birer veri girişine indirgenmişken, o insan dediğimiz özden geriye ne kaldı? 

Bu belgesel bir aynaya bakma eylemi. Eğer dijital gürültünün ortasında, ‘Nereye gidiyoruz?’ diye sorma cesaretiniz varsa, bu filme bir şans verin. İzledikten sonra o çok sevdiğiniz yüksek çözünürlüklü hayatınız biraz eğreti durmaya başlayabilir. 

Belki de asıl zafer, piksellerin arasından kafayı kaldırıp dünyaya gerçekten bakabilmektir. Ne dersin?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER