İstilalar, savaşlar, ekonomik krizler… Tarih boyunca pek çok felaketle sınandık ama hiçbir tehdit bugün karşı karşıya olduğumuz kadar sinsice ve kökten sarsıcı olmadı. Türkiye, kendi geleceğini sessizce ve kendi elleriyle feda ediyor. Rakamlar süslü lafları kabul etmeyecek kadar soğuk ve net: Bu millet yaşlanmıyor, kelimenin tam anlamıyla tükeniyor.
Her sene bir öncekinden daha az çocuk dünyaya geliyor. Yıllardır övündüğümüz “genç ve dinamik nüfus” söylemi, artık içi boşaltılmış bir teselli cümlesinden ibaret. TÜİK’in son verilerine göre toplam doğurganlık oranımız 1,51 seviyesine kadar geriledi. Nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin fersah fersah altındayız. Bu hızla düşüş, tarihte az görülen demografik intiharlardan biridir.
Tablo Ortada: Doğurganlık Oranlarındaki Düşüş (TÜİK Data)
| Yıl | Toplam Doğurganlık Oranı (Çocuk/Kadın) | Nüfus Yenilenme Eşiği |
|
2001 |
2,38 | 2,10 |
| 2014 | 2,18 | 2,10 |
| 2020 | 1,76 | 2,10 |
| 2023 | 1,51 |
2,10 |
19 ilimizde doğum sayıları ölüm sayılarını karşılamaya yetmiyor. Yani tek bir kişi bile göç etmese dahi o şehirlerin haritası silikleşiyor, sokakları boşalıyor. 81 ilin 62’sinde 65 yaş üstü nüfus oranı %10 sınırını aşmış durumda. Türkiye, resmi tanımıyla artık “çok yaşlı” toplumlar kategorisine adım adım değil, koşa koşa ilerliyor. Ortanca yaşımız 34’ü aştı; yüzyılın sonuna gelindiğinde bu rakamın 60’a dayanacağı tahmin ediliyor.
Hanelerin %58,1’inde tek bir çocuk bile yok. Okullarda sınıflar boşalıyor, çocuk parkları sessizleşiyor, aile kurumu temellerinden sarsılıyor. Bu durum sadece sosyolojik bir değişim değil; orduyu, ekonomiyi, emeklilik sistemini ve devletin bekasını doğrudan tehdit eden varoluşsal bir krizdir.
Peki, yerli ve milli medyamız ne yapıyor? Günübirlik magazin malzemeleri, siyasi kayıkçı kavgaları ve ucuz gündem maddeleriyle halkın gözünü boyamaya devam ediyor. Geleceğimizin karanlığa gömüldüğünü gören, bu uçurumu dile getiren kaç manşet var?
Ailesiz, çocuksuz ve yaşlı bir Türkiye hayali kuranlar hedeflerine ulaşıyor. Gençleri evlenmekten, aile kurmaktan, çocuk sahibi olmaktan alıkoyan ekonomik ve sosyal şartları düzeltmek yerine kafayı kuma gömmek, bu felakete ortak olmaktır. Yarın çok geç olmadan bu tabloyla yüzleşmek ve radikal adımlar atmak zorundayız. Aksi takdirde, savunacak bir vatanımız olsa bile o vatanı emanet edeceğimiz tek bir nesil bulamayacağız.
#TürkiyeNüfusu #DemografikKriz

YORUMLAR